OSMANLI DÖNEMİ (1487 – 1923) |
Karaman oğulları ile yapılan anlaşma sonucu Karaman oğulları Beyliği resmi olarak sona erdirilmiş olup yeniden Beyliğin canlanmaması için halkı Muhacir olarak Feth edilen yerlere iskan etmişlerdir. İstanbul Kuşatmasını müteakip, Bizans' a zorluklar çıkartmak isteyen Murat Bey'in emriyle 1423 Mayısı'nda Mora' ya hareket eden Turhan Bey, yanında Osmanlılara tabi Attika Düşesi Antonio I. Accijoli olduğu halde, Teseya' da harekete geçmiş, Kornet Berzahındaki Hexamilion surlarının bir kısmını yıktırarak Mora' ya girmiştir; bu arada Selanik'te kuşatma altına alınmıştır. Bu baskının arttığı bir sırada donanmasını takviye etmek fırsatını bulan Venedik, Nauplion ve Argos'taki kolonilerine, Osmanlılarla savaşabilecek karakterde bir çok savaşçı Arnavut muhacir yerleştirilmiş. Bizans' ın durumundan faydalanarak, Mora Despotluğu' nu ve Selanik' i Venedikliler' e terk etmiştir. (1423) Öte yandan Osmanlıların, uzun süre idaresinde bulunan Selanik (1387-1389 ve 1394-1402) hazineye her yıl 100.00 akçe haraç ödeyen Selanik'in bu suretle el değiştirmesini kabul etmediler. Nitekim, Murada Bey'in vaziyeti izah etmek maksadıyla gelen Venedik elçisine söylediği sözler şayandır; “Selanik, dedem Beyazıt ‘ın hükümranlığı altında bulunmuş bir şehir olduğundan, burayı mevrus Ülkem addederim. Bu Memleket Bizans'ın elinde kalsa idi, bunu kabul edebilirdim; fakat Latin'lerin, Venediklilerin idare etmesine asla müsaade edemem. Kendiliklerinden gitmedikleri takdirde, ben bizzat gelerek, onları çıkarırım” demiştir.Osmanlıların bu sert tutumu üzerine, Venedikliler, bir taraftan bu oldu bittiyi Osmanlılar' a kabul ettirmek için yılda 2.000 duka haraç vermeyi teklif ediyor, diğer taraftan da Amiral Pietro Loradeno kumandasındaki donanmalarını tehdit maksadıyla, Gelibolu sırtlarına gönderiliyorlardı. Ayrıca, İpsala kalesinde Osmanlılar' a karşı mukavemet eden İzmir Beyi Cüneyd ile münasebetlere girişen Venedikliler, Osmanlılar' a karşı Yıldırım Beyazıt' ın oğlu olduğu iddia edilen bir Düzme Mustafa' yı meydana çıkarmaya çalışıyorlardı. Nitekim, bu Düzme' nin 1425 baharında Selanik' ten çıkarak, Venedik donanması ile işbirliği yapması yüzünden Kassandra ve Kavala Venedikliler' in eline geçerek Balaban Bey, Oğlu İshak ve Burak Bey esir düştüler. Bu suretle başlayan Osmanlı – Venedik savaşı (1425 – 1430) her tarafa yayıldı. Nitekim, Balat ve Ayasluğ' dan hareket eden Türk Denizcileri Venedik' e ait Eğriboz, Modon ve Koron topraklarına akınlara başladıkları gibi, Selanik' ten tekrar çıkış yapan Düzme, Pazarlı ve Saruca Beylere yenilerek kaleye sığındı. Venedikliler, Osmanlılar' ın Tuna üzerinde meşgul oldukları bir sırada, yıllık vergiyi 300.000 akçeye çıkarmak suretiyle yeni bir sulh teşebbüsünde bulundularsa da, bundan bir netice çıkmadı; bununu üzerine siyasi teşebbüslerini daha da genişleterek Macar Kralı ile dostluğu bilinen Karaman oğlu ile münasebete giriştiler; Şahru' un büyük bir orduyla Anadolu' ya doğru yürüdüğü söylentisi üzerine Amiral Mocenigo Ağustos 1429 Gelibolu limanına saldırarak limanı kapayan zinciri kırdı; fakat mağlup olarak geri çekilmek zorunda kaldı. (Çanakkale boğazı Settül Bahir'deki kalenin giriş kapısında bu savaşla ve boğazdan geçecek olan gemilerden vergi alınmasına dair yazı halen daha özelliğini bozmadan Osmanlıca ve Türk'çe yazılı olarak korumaktadır.)
Bunun üzerine; II. Murat (Fatih Sultan Mehmet Hanın Babası) Eylül 1429 Selmas savaşında Kara Koyunlu kuvvetlerini mağlup eden Şahruh'un Herat'a geri dönmeye hazırlandığını öğrenir öğrenmez, 1430 yılı Şubat ayında bütün kuvvetiyle Selanik üzerine yürüyerek, Venedik donanmasının henüz ortalarda görülmediği bir sırada Selanik kalesini kuşatmaya başladı. Bu arada Anadolu Beylerbeyi Hamza Bey, Rumlarla Venedikliler' i birbirlerinden ayırmak üzere giriştiği teşebbüsünde muvaffak olamadı. Fakat ısrarlı hücumlarını devam ettirdi. Nitekim bizzat asker saflarını dolaşarak yağma vaadi ile askeri teşvik eden padişahın gayretiyle girişilen 29 Mart 1430 hücumu çok şiddetli oldu; askerler, büyük bir gayretle Selanik Kalesine ve Kulelerine tırmanarak, damgalı bayraklarını surlara diktiler. Bu son hücum karşısında mukavemet edemeyen Rumlar, mevkilerini terk edip şehrin merkezine doğru kaçmaya başladıkları gibi, maneviyatları bozulan Venedikliler de sahilde bekleyen kadırgalarına çekildiler. Bu suretle kale zapt edilerek pek çok mal ve ganimet ele geçti, pek çok kimse esir düştü. II.Murat Bey'in, Memlüklü Sultanına gönderdiği; “Selanik Fetihnamesinde” Selanik'in İstanbul'un bir benzeri şehir olduğunu, zarar verildiği takdirde çok şiddetli savaşlar yapılacağı söylenmektedir. Bu Fetihnameden sonra Selanik'e çok sayıda Müslüman Türk Muhacirler yerleştirilmişlerdir. Balkanların Fethinde önemli bir yer tutan Vardar, Selanik'in Fethinden sonra yerini Selanik'e bırakmıştır. Balkanlarda yapılan bütün savaşlarda Selanik geçiş yeri ve üs olarak kullanılmıştır